Bu Ağaç İkimizin

Bu Ağaç İkimizinAh’lar ağacı* altındayız
Sen de yanımdasın ama onlar seni görmüyor, kimse görmüyor seni
Biz konuşuyoruz seninle kimseye aldırmadan
Sen bir şey anlatıyorsun ikimiz de gülüyoruz, ağzımız kulaklarımızda
Her zaman konuştuğumuz şeylere benzemiyor bu seferki

Ah’lar ağacı koyduk adını bu ağaç ikimizin
Bunu da bilmeyecekler, sadece ikimiz bileceğiz ve yetecek bu bize
Sonra tıpkı bu fotoğraftaki gibi hayran hayran izleyeceğim seni
Bu sürekli böyle devam edecek; sen, ben ve ah’lar ağacı
Kimde ne kadar ah’ımız varsa bu ağaca anlattık seninle
Anlatmaya da devam ederiz yaşam bizi sürükleyip götürmedikçe ölüme
Bizi bıkmadan dinleyecek bir bu ağaç var birbirimizden başka
Okumaya devam et “Bu Ağaç İkimizin”

Bak Ağaç

Bak AğaçHey!

Bak ağaç. Dalları var sonsuz. Yeşili var doyumsuz.

Bak ağaç. Ağacın yeşilinin altında kefenliler var. Bak taş. Üstünde isimler yazılı. Kefenlilerin isimleri. Ötesi de şehir bak. Bazen de şehrin tam da içi mezarlık. Şimdi şehirler büyük, kefenliler de büyük. Ya da çok mu demeliydim? Mezarlıkların az geldiği şehirlerde ise kavgalar yalanlara biraz ara verince, duygusuz ihtiyarlar daha çok dinlenilir. Buruş buruş fikirliler. İhtiyarlık sadece tende olmaz bilirsin. Bilir misin? Kırışık fikirlidir bazıları. Su içerken, çiş ederken gördüklerini yaşamak sanmaktan gelen ihtiyarlık…

Okumaya devam et “Bak Ağaç”