Falcı Doktor

Falcı DoktorKapı açıldı ve içeriye otuz yaşlarında, genç bir hanım girdi. Görünümünde bir taşralı havası vardı. Elimle muayene koltuğunu işaret ederek “Buyurun oturun” dedim. Sonra devam ettim:
– Burnunuz tıkalı.

Genç hasta yüzüme hayretle baktı. Ben yine devam ettim:
– Ayrıca ağzı açık uyuyorsunuz, üstelik horluyorsunuz.

Okumaya devam et “Falcı Doktor”

Ambulans Nöbeti

Ambulans NöbetiTıp fakültesini bitirdikten sonra hemen askere gitmiş, askerlik dönüşü bir süre pratisyen olarak çalıştıktan sonra ihtisas yapmaya karar vermiştim. Fakat o sıralar şimdiki gibi “Tıpta Uzmanlık Sınavı” gibi ortak bir uzmanlığa giriş sınavı yoktu. Uzman olmak isteyen doktorlar bakanlığın açtığı bir sınava giriyorlardı. Bu çok saçma ve adaletsiz bir sınavdı. O kadar ki 100 üzerinden 100 alan bir genç doktor sınavı kaybedebiliyordu. Çünkü daha önce doğuda çalışan doktorlara ay başına bir puan avantaj tanınıyordu. Söz gelimi doğuda üç yıl çalışmış biri o sınava cebinde 36 puanla giriyor, sınavdan 65 bile alsa, toplamda 101 puana ulaşarak, 100 puan alanın önüne geçiyordu. Siz ağzınızla kuş tutsanız sınavı kazanamıyordunuz.

Okumaya devam et “Ambulans Nöbeti”

Öbür Dünyadan Gelen Mektup

Öbür Dünyadan Gelen MektupYardımcım kapımı tıklattı:
– Genç bir hanım sizinle konuşmak istiyor efendim.
– İsmi neymiş, sordun mu?
– Sordum. Ama “Beni tanımaz” dedi, ismini söylemedi.

Yardımcıma ziyaretçiyi içeriye almasını söyledim. Biraz sonra karşımda genç bir hanım duruyordu. Yaşını kestirmek zordu. Makyajsız, temiz ama iddiasız bir giyim tarzı vardı. Yüzündeki ifade oldukça donuktu. Kısık daha doğrusu titrek bir sesle konuşmaya başladı:
– Sizi rahatsız ediyorum ama size iletmem gereken bir emanetiniz var, dedi. Sonra cevabımı beklemeden çantasını açtı ve içinden çıkardığı zarfı bana uzattı.

Okumaya devam et “Öbür Dünyadan Gelen Mektup”

Tuz Kokarsa

Tuz KokarsaMesleğinde oldukça tecrübeli ve işini iyi yapan bir hekimdi. Uzmanlık eğitimi için gittiği Almanya’nın Hannover şehrinde oldukça büyük bir klinikte çalışmış, özellikle komplike kanser ameliyatları konusunda uzmanlaşmış ve yıllar sonra kendi insanlarına hizmet verebilmek için hevesle ülkesine dönmüştü. Şimdi bir devlet hastanesinde çalışıyor, yurtdışında edindiği deneyimleri ile hastalarına yararlı olmak için çırpınıyordu. Yaşamı hastane ile evi arasında geçiyordu. Günlük iş yoğunluğundan pek kendine ayıracak zamanı olmasa da, o hiç bundan yakınmazdı.

Okumaya devam et “Tuz Kokarsa”