arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘ed09’

EnginDergi-s09

Perşembe, 23 Eyl 2010 yorum yok

eds00

EnginDergi’nin 2010 yılı dokuzuncu sayısı yayında…

devamını oku…

Categories: Editör Tags:

Kolay Gele

Çarşamba, 15 Eyl 2010 yorum yok

ee13Dönem dönem yazmakta o kadar zorlanıyorum ki… Nedeni de nereden başlayacağım ya da nasıl bitireceğim de değil halbuki. “Kusura bakma mektubum uzun oldu, kısasını yazmaya vaktim olmadı.” demiş ya hani düşünür.(1)

Yazmaya başladığımda ipin ucu kaçıyor ve durup okuduğumda sayfalar sürdüğünü görüyorum. Yazı üzerindeki ilgiyi kaybetmeden herkese ulaşabilmek adına yazılarımı mümkün olduğunca farklı boyutlar içerecek türde yazmaya çalışıyorum. Hem ilk okunduğunda anlaşılacak ve farkındalık sağlayacak kadar yalın olsun istiyor hem de tekrar tekrar okunup her bir cümlesi irdelendiğinde altında yatan derin anlamlar algılanabilsin diye arzuluyorum. Gerçi kaç kişi farketmiştir ki Ocak yazımın başlığının bakış açısı değil de Bakış Acısı olduğunu…(2) devamını oku…

Categories: Engin Enginer Tags:

İde Dağı ’09

Salı, 14 Eyl 2010 yorum yok

ss11Birinde egzos kokan sokaklar, diğerinde parfüm kokan caddeler. Birinde ateşte etin adı mangal, diğerinde barbekü. Birinde esmerler çoğunlukta, diğerinde sahtesiyle gerçeğiyle sarışınlar. Birinde 20 TL’ye karnın doyar –ama kim bilir ne ile- , diğerinde tok karnına bir kahve içersin. Birinde, kışın işe gidip gelmek için sadece otobüs yetmez, sandal kiralamak gerekir, diğerinde insanlar kışın geldiğini ancak arabalarından çıktıklarında anlarlar. Birinde, küfür noktalama işareti gibi kullanılır, çocuklar küfürle doğar, büyür, birbirlerine küfürle seslenirler, diğerinde küfür anaokulu seviyesinde başlar ve biter. Bunlardan biri Sanayi Mahallesi, diğeri Nişantaşı. İkisinde yaşayanlar da diğer taraf yokmuş gibi davranır, herkes kendini kandırmaya devam eder. devamını oku…

Categories: Simsiyah Tags:

Farkındalık

Salı, 14 Eyl 2010 yorum yok

bp07Baş aşağı kanepede oturuyorum.. Küçüklüğümden beri her versiyonuyla rahat ettiğim oturuş bu olsa gerek, tavana bakarak bir sürü şey düşünüyorum.

Dudağımdaki yaramaz çarpık gülüş, Colgate reklamı gülüşüne geçip gözlerimi kapatmak üzere kısarken, bay rüzgar saçlarımla flört ediyor. Kocaman bardağımdaki buzlar tamamen erimeden kahvemi içmek istiyorum, bir yandan şimdi bunu yapmayacak kadar da konforluyum.. Aile, arkadaş, iş ve özel hayat arası mükemmel dengeyi kurdum artık tepetaklak dursam bile optimum duruşumdayım. devamını oku…

Categories: Beyza Paksoylu Tags:

Koku

Pazartesi, 13 Eyl 2010 yorum yok

adc03..Karanlığa kaçan kıvamda loş bir koridordan geçip odaya girdiğinde, ışık gözlerini almıştı.

Oysa son demindeki baharın köhne ve dar pencereden yansıyan ışıkları o kadar da güçlü değildi.

Neden sonra bu sarımsı ışığın ortasında, adamın dik ve geniş siluetini farketti. Hiç kıpırdamayan ve gelişkin bir fidanı andıran siluetini.. devamını oku…

Categories: Ahmet Davut Çetinkaya Tags: