Garip Bir Soygun Hikayesi

Garip Bir Soygun HikayesiÇoğu orta halli aile gibi Rıdvan Bey de yılbaşını her sene çoluk çocuk ailece kutlardı. Bu yılbaşı da diğerlerinden pek farklı olmamıştı. Farklı olan tek şey bazan onların bir komşuya gitmeleri, bazan da yakınlarının ailecek onlara gelmeleri olurdu. Bu yılbaşı akşamı da bunlardan biriydi işte. Akşama doğru bacanağı Kazım ve karısı ellerinde hazırladıkları yemeklerle çoluk çocuk eve doluşmuşlardı. İki çocukla dört onlar, üç çocukla beş de bizimkiler biraz sıkışık da olsa yuvarlak yemek masası etrafındaki yerlerini almışlardı. Önce çorba sonra hindi, sonra soğuklar, tatlılar.. derken yemek faslı bitmişti. O ara bir küçük rakıyı yalnız başına tüketen Kazım da bir hoş olmuştu doğrusu. Büyükler televizyon izlerken çocuklar tombala diye tutturmuştu. En çok da Aslı. Aslı Rıdvan Bey’in üç numarası oluyordu. Şirin mi şirin bir kızdı. Bir de muzır mı muzır. Hele bir şeyi tutturmaya görsün, elinden kurtulmak imkansızdı. Tombaladan sonra sıra önce çerez, sonra çay faslına gelmişti. Yeni yıla girildiğinde herkes birbirini kutlamış, bir süre sonra küçükler uyuklamaya başlayınca da misafirler vedalaşıp ayrılmışlardı.

Okumaya devam et “Garip Bir Soygun Hikayesi”

Hırsız ve Vicdan

Hırsız ve VicdanGeçen gün bir gazete haberi beni çok etkiledi. İnanıyorum ki okuyan herkesi benim kadar etkilenmiştir. Haber bir hırsızlık olayı idi ama bu sıradan bir hırsızlık değildi. Hırsız yükte hafif, pahada ağır ne bulduysa alıp götürmüş. Bu arada kadının dört bileziği ile birlikte, evin sekiz yaşındaki kızının kulak cihazının uzaktan kumandasını da birlikte götürmüştü. İşte gazetedeki habere konu olan bu annenin feryatları, gözyaşları idi. Kadın hırsıza seslenerek “Aldıklarının hepsi helal olsun, bileziklerimi de helal ettim” diyordu. Sonra da “Yeter ki kızımın kumandasını getir” diye yalvarıyordu.

Okumaya devam et “Hırsız ve Vicdan”