Sonbahardan Kışa Yolculuk

Sonbahardan Kışa YolculukMevsimler arda arda gelir doğanın kanuna göre. Ben ise, şu iki mevsim arasında uzun bir geçiş dönemi yaşıyorum: Sonbahar ve kış. Ve kış da hiç sonlanmayacakmış gibi hissetmeye başladım bile. İlk gençlik yıllarımızda en sevimsiz, yoğun gelen dönemlerdi bizim için. Oysa şimdi her şeyin daha farkına varmaya mı başladım ne? Geçmişe duyulan özlemleri hissediyor, yaprakların dökülüşü gibi insanların aramızdan ayrılmasına bile hüzünleniyorum. Ne oldu da bünyem böyle oldu?

Büyüklerimiz anlatırdı biz dinlerdik. Şimdi aynen yaşıyorum. Dostlarımın, yakınlarımın bir bir hayatımdan ayrılışlarını izliyorum öylece. Ne biçim bir mevsim bu sonbahar. Her şeyin sorumlusu sanki o. Halbuki ne alakası var değil mi? Okumaya devam et “Sonbahardan Kışa Yolculuk”

İstanbul..

İstanbul..Ne kadar şehvetli, ne kadar görkemli dışardan seyirci olduktan sonra.. Ya içi? ..Maneviyatı dolduramayacak kadar maddi.. Yaşadığımız ilişkiler, arkadaşlıklar, mutlu olma çabalarımız tamamen sahip olduğumuz parayla eş değerde.. Nişantaşı, Bebek, Cadde ve bunun gibi bir çok yerde bir şeyler yiyip içmek ne kadar zorlaştı.. Lüks oldu artık keyif almak, güzel yerlerin tadını çıkartmak.. Bu tarz yerlere karşı olduğumdan değil ama, ne zamandır bu kadar pahalı yaşıyor olduk çözemedim?

Ne zamandır sahilde kahvaltı yapmak etiketli insanlara ait oldu? Ne zamandır, gittiğimiz mekanlar, yediğimiz yemekler, Okumaya devam et “İstanbul..”

Ah İstanbul…

Ah İstanbul...Ah İstanbul,

yine giyindin o kalın, o soğuk elbiseni.. yine buz gibi ortalık.. ısınmaya hasret yüreklere inat yine soğuk, yine buz, yine yalnız..

kardelen misali sevenler, sana inat, daha aşık, daha inançlı oluyorlar..

gerçi aşıkları üşütmez senin kış elbisen.. onlar sevdiğinin bir bakışından alırlar güneşini, ellerine dokunup, sarıp sarmalar, yine de ısınırlar.. Okumaya devam et “Ah İstanbul…”