Sanat Ne İçindir?

Sanat Ne İçindir?Kir, pas ve bolca kayanın olduğu bir vakitte doğduğunuzu düşleyin. Dünyada henüz yeraltındakiler için, yerüstündekileri katletmenin vacip kılınmadığı, o Afrika kadar kara çağda kordon bağınızın kesildiğini varsayın.

Bir siyahi yahut bir aborjin, hepsi bir yana insan olarak ilk nefes alıp verişinize inandırın kendinizi. Şimdi bir kara çadırın, iki yüz yaşında bir ağaç kovuğunun veya bir soğuk mağaranın size ilk merhabasını kabul edin. Korkunuzu, çaresizliğinizi ve hiçbir şey bilmeyişinizi koyun önünüze. Okumaya devam et “Sanat Ne İçindir?”

Sanatın Varlığı…

Sanatın Varlığı...Kötü zamanların yaşandığı, zorlukların parçalanmışlık hissinin toplumsal zeminin kayganlığıyla, dünyanın sanki üzerimize devriliyormuş hissini çokça hissettiğimiz bir zamanda yaşıyoruz.

Buhran dönemlerinin varolduğu gerçeği ile yaşamaya çalışıyoruz. Her gün yaşamak için yeniden uyanmaya ihtiyacımız varken, uyuşukluk içinde bir çabalamayla uyuyup uyanıyoruz. İçimizin huzuru yokken, günlerimiz kalabalık bir kargaşa içinde ve biz de bu sancılı günlerimizin, faili meçhulü gibiyiz. Bir ütopya mı hayallerimiz, yoksa yaşamak zorunda kaldığımız bir distopya mı gerçeğimiz? Okumaya devam et “Sanatın Varlığı…”

Sanata Sansür mü?

Sanata Sansür mü?Sanat yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesidir. Sanat özgürlük alanıdır ve bu özgürlük alanına sansür hiçbir şekilde yanaşmamalıdır.

Siz eğer, sanatınızı ifade edemezseniz özgürlük alanlarınız bertaraf edilmiş olursa anlatmak istedikleriniz yarım, düşünceleriniz korkunun eşiğinde anlaşılamazsa, “sanatta ifade özgürlüğünü” yok sayarak sözüm ona çokta ileri bir demokrasiden söz etmiş olmazsınız. Okumaya devam et “Sanata Sansür mü?”

Sokaktan Geçen Sanat

Sokaktan Geçen SanatSokakları sanat kokan şehir. Ve o şehirde bir ev. Evin içinde bir ben, sanatı koklayan..

Miskin miskin otururken, karamsarlıklar peşini bırakmazken, uzunca hayallere dalarken bir ses duyuluverir derinden. Sonra gitgide yakınlaşır. Sokağınızın içine girmiştir o koku artık. Bir de bakmışsınız, elinde akordeon, on dört-on beş yaşlarında bir genç, güzel bir ezgi çalmakta. Çok eskilerden bir ezgi. Vals tadında. Onun derdi para kazanmaca. Benim derdim ise o sanatı koklamak. Çam ağacının uzandığı, huzur veren balkonumuzda o muhteşem sanat eserini dinlemenin benzersiz keyfi… Diğer bütün dertler kayboluverir aniden. Okumaya devam et “Sokaktan Geçen Sanat”