Yalnızlık Yazdırır

Yalnızlık YazdırırGecenin dinginliği bir başka huzur veriyor insana. İnce ince yağan yağmurun verdiği zevki toprak kokusu taçlandırıyor. Yağmurun tenteye vurdukça çıkardığı sese nargilenin fokurtusu eşlik ediyor. Sigaradan oldum olası hazetmediğim halde şu nargileden aldığım keyif tarif edilemez.

Yine bir başımayım. Şu hayatta yalnızlık öyle işledi ki içime artık tercih mi yoksa alışkanlık mı ayırt edemiyorum. İnsanlarla iletişim kurmayı seviyor olsam da belirli bir sınırın ötesi ağır geliyor. Yüzeysel etkileşimin ilerisi istemsizce yorulmama neden oluyor. Sorun, benim algı ve takıntılarımdan mı yoksa insanların farkındalık yoksunu bağımlı ilişkilerinden mi kaynaklanıyor hala çözebilmiş de değilim. Okumaya devam et “Yalnızlık Yazdırır”

İlk Yalnızlığım

İlk YalnızlığımAnaokulundaydım. Çıkış zili çaldı. Bizleri almaya gelecek olan ailelerimizi görmek hevesiyle, kendimizi kaybedercesine çıkış kapısına koşturuyorduk. Aileler ise minik yavrularını kucaklayacak olmanın sevinciyle, bir sürü kırmızı formalının arasından kendi çocuklarını seçebilme çabasındaydılar.

Okumaya devam et “İlk Yalnızlığım”

Huzur Dediğin Nedir ki?

Huzur Dediğin Nedir ki?Bu sessizliği ne bozar. Kimden medet umuyorum ki. Şu an gerçekten de yalnız hissediyorum kendimi. Kimse üzerine alınmasın, kimse üstlenmesin bu yalnızlığın mimarlığını. Onu bu hale ben getirdim çünkü. İnce-akıllıca planlarla değil belki; ama zaman-zaman acı içinde inleyerek getirdim onu bu hale. Birilerinden kaçıp birilerine sığındım da yine de yalnızım işte, gün tükenmekte. Zamanı geri alıp bir dakika gibi geçip giden saatlerin göreceliğini sorgulamak isterdim hal bu ki, kime hesap soracağını bile bilmezken ben.

Okumaya devam et “Huzur Dediğin Nedir ki?”