Taşıyoruz

TaşıyoruzSessizce, ninniler söyleyip gezerdim her seherde.
Ben öyle bir ateşe düştüm ki..
Sustum.
Kimseye açamadım özümü, sözümü.
Yerime söyler dedim gece.
Yerime anlatır bu sabahlar ve akşamlar.

Biz ne anlattık bunca zaman?
Ne oldu ki bu hale geldik?
Bu sarhoşluğu ayıltacak ne bir su ne bir ekmek var.
Pişmanlık değil bu, ağır..
Çok ağır.
Kıyametim kopuyor damarlarımda.
Uyuşuyor parmak uçlarım.
Saklı bir serzenişle cirit atıyor anılar.
Yüreğim acıyor, içimin de içi.
Doğruları da alıp katıyorum kaosuma.
Avuç avuç akıyor şakaklarımdan bu yalanlar.
Durduramıyorum.
Taşıyorum.
Taşıyoruz.

Teker teker dökülüyor günahlar.
Ağzından ağzıma,
Ağzımdan dipsiz kuyulara.
Adım yankılanıyor sokaklarda.
Yetmiyor, adını yankılıyorum sokaklara.
Eskiden daha da keskin acırdı.
Acıta acıta gerçekleri akıtırdı zaman.
Şimdi zaman yitti, tükendi ve bitti.
Kalanlara selam olsun, bana elvada.
Kuru bir ekmek gibi tatsız bir veda.

Tüm dilleri yumak yaptım, bağladım.
Anıların sağına soluna yamadım.
Yuvarladım her şeyi.
Yuvarladım ama ne sonuç değişti ne başlangıç.
Yıllar yılı içimden geçen rüzgarlar gibi,
Fısıldıyorum.
Kendime fısıldıyorum, sonra unutuyorum.
Unuttukça yutuyorum her şeyi baştan sona.
Tek seferde, evet tek seferde.
Yükselmiştim.
Bulutların tadına bakabilmiştim.
Şimdi düşüyorum.
Onlar gibi düşüyorum.
Kabuğumdan taşarak düşüyorum.
Işık açık kalsın lütfen.

Düşüyorum..

Gizem Ünsel