Tek Kollu Judocu

Tek Kollu JudocuBu ay sizlere oldukça beğendiğim ve pek çok sohbet ortamında çevremdekilerle paylaştığım anonim bir hikayeyi aktarmak istiyorum. Bu hikayeyi ilk kez 2002 senesinde sevgili ve saygıdeğer hocam İsmail Karasu‘dan dinlemiştim ve sonrasında yüzlerce kişiye aktardım. Beni oldum olası etkileyen bir öykü olmuştur.

***

Japonya’da bir çocuk 9-10 yaşlarındayken trafik kazası geçirir ve sol kolunu kaybeder. Oysa çocuğun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir judocu olmaktır. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören baba, Japonya’nın ünlü Judo ustalarından birisine giderek yapılacak bir şeyin olup olmadığını sorar. Hoca: “Getir çocuğu, bir bakalım” der.

Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına. Hoca çocuğu süzmüş ve “Tamam” demiş. “Yarın gel, çalışmalara başlıyoruz.”

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve bu hareketi çalış demiş. Çocuk bir hafta aynı hareketi çalıştıktan sonra hocasının yanına gitmiş. “Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?” diye sormuş. Hocanın cevabı: “Çalışmaya devam et” olmuş.

2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş… Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış. Hocanın yanına tekrar gitmiş: “Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?”

“Sen aynı hareketi çalışmaya devam et oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz…” diye yanıtlamış hoca.

2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip. “Hazır ol!” demiş. “Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!” Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiç bir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.

Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildigi tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken, ikinci maç, üçüncü maç, çeyrek final, yarı final ve final. Finalde delikanlının karşısına son yılların yenilmeyen şampiyonu çıkmış, tam bir üstat. Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.

– Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın… Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var. Bu kadar bana yeter, çıkıp rezil olmaktansa izin verin turnuvadan çekileyim.

– Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de şerefinle yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak! Yenmiş rakibini, şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:

– Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?

– Bak oğlum, sen 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir; ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır, onun için de rakibinin seni sol kolundan tutması gerekir! O da sende yok.

***

İronik olsa da insanların eksiklikleri bazen en güçlü yanlarına dönüşebilir. Yeter ki bu eksiklik kafamızda olmasın… Kişiler de aynı işletmeler gibi kendilerine SWOT analizi uygulayıp kendilerini daha detaylı keşfetmeyi deneyebilirler.

Ek bilgi: SWOT Analizi, bir projede ya da bir ticari girişimde kurumun, tekniğin, sürecin, durumun veya kişinin güçlü (Strengths) ve zayıf (Weaknesses) yönlerini belirlemekte, iç ve dış çevreden kaynaklanan fırsat (Opportunities) ve tehditleri (Threats) saptamak için kullanılan stratejik bir tekniktir. Bu yöntem 1960’larda Harvard Üniversitesi’nin profesörleri olan Learned, Christensen, Andrews ve Guth tarafından geliştirilmiştir. (Kaynak: Vikipedi)

Ayrıca bir konuda en iyi olmak ne kadar çok tekrar yaptığımız ile yakından ilgilidir. Albert Einstein’ın da değindiği gibi, aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar almayı beklememeliyiz. Yaşamımızda sürekli tekrarladığımız hareketleri ve zamanımızı nasıl değerlendirdiğimizi gözden geçirmenin zamanıdır…

Engin Enginer