Ütopik Kral

Ütopik KralHayallerle beslenen bir adam varmış…

Bir varmış, bir yokmuş değil hikaye…
Zaten hiç yokmuş, olmamış o yeryüzünde

Yazıyormuş
Durmadan yazıyormuş
Romanlar
Hikayeler
Arada bir şiirler
Senaryolar…

Yazıyor da yazıyormuş
Artık öyle bir hal almış ki hayatı
Yazmaktan;
Gerçek hayatla, yazılarındaki hayatı karıştırır olmuş

Bir kadına vurulmuş
Etkilemek için elinden geleni yapmış
Yaptığını sanmış!
Ki kadın zaten etkilenmiş onun konuşmalarından
Hareketlerinden
Alkolü içişinden
Bira bardağını tutuşundan
Hikayesini anlatışından
Telefonda annesiyle konuşmalarından
Etkilenmiş de etkilenmiş işte…

Bu adam yazıyormuş ya hep
Ütopyalarda boğuluyormuş
Aslında olmayan,
Aklında olan ideal toplum anlayışını yazıyormuş
Yaşıyormuş
Uçuyormuş adeta bu adam

Gerçekle ütopya arasında gidip gelmek
O ne deliliktir!

Onu yaşıyormuş
Deliymiş meğerse
Öyle şizofreni anlamında değil
Deliymiş işte deli

Karakter denen şey yokmuş
Hatta varmış
Hem de çok…

Bir iyi adam profili
Hem aşık adam
Issız adam
Yalnız adam
Deli adam
Aşk adamı
Kötü adam
Uysal adam
Anlayışlı adam
Manyak adam
Yazar adam
Susan adam
Hayalci adam
Hayalci adam
Hayalci adam

İşte bu noktada takılı kalırmış insanlar
Hayalciymiş adam
Hayalinde yaşadığını gerçek
Gerçekte yaşadığını hayal sanır, dururmuş…

Hayalleri varmış delikanlının
Çevresindekileri de alıkoyarmış;
Hayal kurmakla
İnsanlar onun gözlerine bakınca neler görürlermiş neler
Öyle diyorlar
Onların yalancısıyım!

Hayalci ya adam hani
Düşlerin adamı
Rüyasıyla gerçeğini ayırt edemeyen düşsel adam
Evet evet düşsel adam bu düşsel

Düş ülkesinin baş prensi
Yalancı prensi
Çok karakterli prensi
Toplumun ideal yapısını kendi oluşumuyla sağlamak isteyen;
Pinokyo prens

Ki
Her prensi ters devirecek prenses yok mudur sanıyorsunuz!
Bir prenses çıkmıştı ya hani karşısına
Önceleri bir uzak durmuştu
Sonra düşçü ya bizim prens
Allem etmiş kalem etmiş
Almıştı güzel prensesi himayesine
Prenses şaşırmıştı
Nasıl demişti
Benim aklımda bu prens yoktu
Nasıl aklıma işledi ve
Aklımın adamı oldu
Olabildi demişti…

Prenses şokları yaşarken
Toplum ütopyayla yönetiliyordu
Dünya batıdan doğuya değil
Doğudan batıya dönüyormuş
Direksiyonlar solda değil sağdaymış
İnsanlar ayaklarıyla değil;
Elleri üzerinde yürüyormuş

Prens
Ah prens
Ütopik prens
Uçuk prens
Ne tatlı düşlerini kurup,
Prensesin de aklına nasıl da kurulmuştun!

Ah prenses
Acaba sen de mi yalandın!
Sen de mi fazla karakter barındırıyordun hayatta
Prens ve sen doğanın ruh eşleri miydi yoksa!
Her şey benim çıldırmam için mi yapılmıştı!

Kazandınız ütopik kraliyetin başındaki prens ve prenses
Düş dünyanızda kafa yorarken;
Hayat neden böyle ütopik?
Derken delirtmeyi başardınız.

Başardınız güven kırmaları
Başardınız yürekleri kesip atmayı
Başardınız kan akıtmadan kanatmayı
Başardınız

Derken uyandım
Sabahın 5’i
Balkona çıktım
Muhteşem bir sema var
Kırmızı kızıl gri mavi
Bir renk bulanıklaşması
Ama net olan sadece güzel bir gökyüzü

Üşüdüm
O an bir el sarıldı bana
Düşsel kral

Şaşırmıştım
Nasıl yani?
Az önce düşümdeki kral yanımda
Üşüyen bedenime dolanıyor
Sarıp, sarmalıyor
Dur demiyorum
Öpüyor
Kokluyor
Seni seviyorum
Aklımın adamı diyorum

Rüyalarımın esiriyim
Yoksa?
Ben de mi düşümdeki kralın kadın versiyonu oldum
Yoksa ben düşteki prenses miydim?
Yoksa ben?
Hangisi gerçek?
Hangisi düş?

Kaç gerçek var?

En iyisi ben bir düşlere dalayım
Tonlarca gerçeğimi muhakkak gösterir ütopik kral düşlerimde…

Sema Kahveci