251 okunma
ana sayfa > Meltem Özbey > Voltran Voltran Voltran

Voltran Voltran Voltran

Salı, 05 Nis 2011

1039Her güzel anda, her sıkıntıda koÅŸarak danıştığımız Sezen Aksu’dan gelsin:

Ah kaldırımlar biliyor, bi’ devir muhteÅŸemdik
Güz güneşinden hüzünlü, ilk yazdan şendik

Pazartesi sendromları, fobiler, ataklar gibi ÅŸeyler üretilip, duygu tüccarlığı henüz meslek erbaplarından sayılmazken, cumbada var gücüyle alttan kaldırdığım ve küçük demirlerini çevirip sabitlediÄŸim camdan belime kadar uzanmış, Tekelci Fevzi Amca’ya sepet sarkıtıp, “bir ÅŸiÅŸe Koka Kolaaa” diye seslendiÄŸimde biz henüz 80′leri ve 90′ları sürüyorduk.

Siyahın kasvetinden kurtarıp çocukların maviye boyanmasına karar verilmesiyle okullar daha bir ÅŸenlikli olmuÅŸtu. Fabrika ürünü olmayan, hepsi birbirinden farklı dantel yakalarımız, kantin nedir bilmeyen cılız çocukların besili beslenme çantaları, kapı önlerindeki turÅŸucular, ipe dizili alıçlar, AyÅŸegül kitapları, kırtasiyeden aldığımız küçük poÅŸetçikler içindeki renkli kolonyaları birbirimize fışkırtmalar, tatlı tatlı kaşınsın diye yapılan çocukluÄŸun apoleti yaralarımız, bisiklet yarışları, bir nevi ‘ana’yasa cümlesi “terli su içme!” uyarıları, yakar toplar, pullarla süslediÄŸimiz siyah arabaların kara ÅŸimÅŸeÄŸe dönüşmesi, aile bütçesi denen ÅŸeyi bilmek ve bir ÅŸeyi ısrarla istememek, bez bebekler, Topkapı Sarayı’ndaki havuza para atıp dilek dilemeler, efendi gibi maç izlemeler, annesi çıkmasına izin verilmeyen arkadaşı ne yapıp edip dışarı çıkartıp, söz verilen saatte geri dönmemeler… Kilo iÅŸi açıkta satılan ve külaha konulan bisküviler, lambada etekleri, Karate-Kid özentiliÄŸi, patates baskı, Serpil Çakmaklı saçları olan ablalar, yüksek bel pantolonlu, bol montlu abiler, ‘Herıld yani’ler, ‘Saat eti kemik geçiyor’lar, mis kokulu biber kızartmaları, Michael Jackson figürleri, pul ve para koleksiyonu, Elvan gazozları, gazoz kapaklarından oyuncak yapmalar, tebrik kartları, koklanasıca çatapatlar, Susam Sokağı, Yakari, Bir BaÅŸka Gece, Walkman efsanesi, Parliament Sinema Club’un sundukları, Zeki-Metin, Tanju-Rıdvan, kasete kaydettiÄŸimiz sesler, tüplü çokokrem…

YokluÄŸun varlığa dönüştüğü en güzel dönemlerdi. Öyle çok ‘ler’ takısı kullandım ki, belki en güzel takı seti… En çok özlenen… Garip, daha dün neler olduÄŸunu zar zor hatırlarken, o dönemleri hepimiz her anıyla hatırlıyoruz. Biz o dönemin çocukları, hala aÅŸk ne demek biliyoruz.

Yine de benim için bütün o dönemi en güzel özetleyecek ÅŸey; pazar günü ailece yapılan kahvaltıda yenilen ‘Gülen Salam’dır. Onu kimsenin hatırladığı da yok zaten bilirim. Ama sen çık gel kocaman aÄŸzınla her neredeysen, ben eksiklerine raÄŸmen herkesi pazar sofrasına toplamazsam iÅŸte o zaman aÄŸlat beni…

Categories: Meltem Özbey Tags:
BeÄŸenmedimBeÄŸendim (+2 puan, 2 oy)
Loading ... Loading ...
yorumlar kapalı.