Eylül

Pazar, 08 Nis 2012

eylul12 aÄŸustos 19.. doÄŸum günüm; o gece ilk İzmir duymuÅŸ çığlıklarımı, ilk gözyaÅŸlarım, ilk kahkahalarımı duyan ÅŸehir… Her ÅŸeyin ilkini tattıran İzmir, tutkunu olduÄŸum yer… Yıllarca her 12 aÄŸustos’ta pastanın üzerine dizilen mumları üflediÄŸim, dilediÄŸimi özgürce yaÅŸayabildiÄŸim, özgür ÅŸehir. Tüm sevdiklerimin, buram buram yaÅŸanmışlıklarımın kokusunu saklayan aÅŸk kokan ÅŸehrim İzmir’im.

Evet o kadar ÅŸanslıyım ki gözlerimi İzmir’de açmışım bu hayata. Ama hayat, yaÅŸanmışlıklar insanı bazen en sevdiÄŸinden ayırır, koparır… Hayat beni kopardı en sevdiÄŸimden. Ben ilk en büyük aÅŸkımı terkettim bu yıl. :( Severek ayrıldım, nasıl bir özlem var içimde anlatılamaz yüreÄŸimi yakan ama bir yandan… geri dönülemez yaÅŸanmışlıkların, yorgunluÄŸunun yanı sıra bezmiÅŸlik vardı bu aÅŸkta. Artık ağır geliyordu omzumdaki yükler gitmeliydim!

O kadar severken gittim ben. Elimde valizlerimle terkettim en sevdiklerimi. Bir bilinmezin içine atarak kendimi… Fakat her ÅŸeye raÄŸmen farklıdır benim için hala o ÅŸehir. Ne kadar kötü anılar saklasa da sokakları, bitmek bilmeyen gecelerini gözyaÅŸlarımla karşıladığım gündoÄŸumlarının yanında, kordonunu, Karşıyaka sahilini, Bornova’nın KüçükPark’ını çınlatan kahkahalarımı da saklar içinde. Dolu dolu yaÅŸatır hayatı sana İzmir baÅŸka hiçbir yerde yaÅŸayamayacağın her ÅŸeyi yaÅŸamana izin verir. İşte bu yüzden belki de ne kadar çekip gitsen de kopamazsın ya tam olarak öyle bir yer…

Gidersin, ama bitmez…
Kendimi anlatmak benim için dünyanın en zor ÅŸeyi olsa gerek. Lafı daha fazla dolandırmadan ben; İzmir tutkunu, Rum asıllı azcık gizemli kalmak isteyen insan. Ne hikmetse ÅŸu sıra ÅŸeffaflığımı azaltmaya karar almışken (pek yaramadığını düşünüyorum) Engin’le geçen bir mesajlaÅŸma sırasında dergide yazmama karar verdik 3 ay kadar oldu anca toparlandım… Kolay olmadı İzmir’den kopup gelip, buralarda kendimi toparlamak…

Her neyse gizemli kalmak adına deÄŸilde biraz özel bi nedenden sizinle yazılarımı Eylül rumuzuyla paylaÅŸma kararı aldım bilmem ne kadar doÄŸru tartışılır. Yazmak benim için çok farklıdır, çoÄŸu zaman sustuklarımı yazarım… Yazmanın konuÅŸmaktan daha iyi geldiÄŸi bir insanım.

Dedim ya ben kendimi anlatmaktan nefret ediyorum; işte bu yüzden etrafımda ki sevdiğim insanların benim hakkımdaki görüşlerini yazarak kısa da olsa fikir edinmenizi sağlamak istiyorum. Kısaca ben; Deli (kırık, çatlak vb.) lakapları olan, kafasına eseni yapan, aşırı duygusal ve kırılgan ama bazen bir o kadar da sinirli ve agresife bağlayan bir tipmişim. :)

Aslında ben ne bir yazar, ne de bir şairim, sadece yaşananları kaleme almak hoşuma gidiyor. Bir nevi terapidir benim için yazmak, okumak. Ben susarım çoğu zaman dostlarım bilir. Susmam korkutmaz kimseyi, yazmaz isem ben o zaman kalemim susarsa korkarlar. Kalemim yazmazsa, ben ben olmaktan çıkarım bilirler.

Duygularını hep içinde saklamaya çalışan ama bunu bir türlü beceremeyen ben, yazmaya karar verdim yeniden. İşte bu yüzden ben de artık sizinleyim. Umarım hep güzel anılar paylaşırız burada… Åžimdilik benden bu kadar… Herkesee kocaman bir merhaba. :)

yorumlar kapalı.