Tuncay Ünaydın
Bir özgeçmiş hazırlarken, yazarın yapması gereken tek şey, hayat standartlarını gözden geçirip, başardığı şeyleri bilimsel bir üslupla yazıya dökmektir. Kendimi bildim bileli insanlara yakın olmayı, onların dertlerini dinlemeyi ve çözümler üretmeyi istemişimdir. Bu özgeçmişi hazırlarken kendi kişiliğimi bildiğim halde başkalarına sormayı düşündüm. Hatta düşünmekle kalmayıp bunu uyguladım da. Benden bir özgeçmiş istediğinde, geçmişte hiçbir başarımın olmadığını fark ettim ve insanlardan benim hakkımda birkaç cümle oluşturup oluşturamayacakları hususunda yardım talep ettim. Şimdi dilerseniz, insanların benim hakkımda ne düşündüklerini aşağıdan okuyabilirsiniz.
Sevgili tarih hocam ‘Fatma Nilkan Güner’ şöyle demiş:
‘Bir adam tanıyorum; aÅŸkı arayan bir adam. AÅŸkı bulmak için yıllarını heba eden bir adam. Bir adam tanıyorum; aÅŸkı, aÅŸk olgusunu, bütünlüğünü ve maneviyatını, kadınlardan, dünyadan, kendinden, paradan ve bütün dünyanın sahip olduÄŸu her ÅŸeyin üstünde tutan… Ben bir adam tanıyorum, her gün geçiÅŸte dünyanın küçüldüğünü gören, her dünyanın küçüldüğünde aÅŸkını daha da büyüten, ona daha çok baÄŸlanan… Ben bir adam tanıyorum; aynı bana benzeyen ama dünyaya benim gibi bakmayan, aynı vücudu paylaÅŸan ama ayrı dünyalarda yaÅŸayan… Ben bir adam tanıyorum; aÅŸkı arayan, benim içimde olan ve de amacına ulaÅŸacak olan… Ben bir adam tanıyorum ve ona sesleniyorum… Zorlu yolda baÅŸarılar sana… AÅŸka aşık adam..!’
Yakın arkadaşlardan Nur Şimşek şöyle demiş:
‘Tuncay karşısındaki insanı içtenlikle ve hiç sıkılmadan dinleyerek, güven ve huzur doÄŸrultusunda tamamı ile kendinizi ona verebileceÄŸiniz birisi… Bu dinlemelerinden yola çıkarak size konuÅŸmasa bile sadece gözleriyle tavsiyeler verebilen sıkı bir dost, arkadaÅŸ.’
İlkokuldan Arkadaşım Seyhan Durtaş şöyle demiş:
‘Öncesi hep yokuştu yolunun.
Sonu düzlük olan yokuşlarda yoruldu önce
Pervasızdı.
Sabırsızdı.
Pürtelâştı hali.
Şimdilerde düzde dermansız kaldı.
Sitemkâr isyankâr keşkeler hep dilinde.’
Bende özel bir yere sahip insan Deniz Dazkır şöyle demiş:
‘Yaşından büyük aklın ve yüreğinle insanların hayatlarına dokunuyorsun ve bunu iyi ki yapıyorsun çünkü başarılısın.’
Dershane yıllarımdan arkadaşım Ünal Gürbüz şöyle demiş:
‘Yazılarının, daha doğrusu ilk romanının bana okuttuğu taslağının devamını şiddetle merak ettiğim, akıcı üsluba sahip enteresan bir yazar.’
Şimdi yukarıda isimleriyle bana karşı yorumlarından bahsettiğim insanlar, hayatımda önemli yere sahip olan ama sıklıkla görüşmediğim, internet kültürünün bize verdiği sınırsız konuşma olanaklarından faydalandığımız durumlarda konuştuğumuz, dertleştiğimiz dostlarım. Gelgelelim ki insan en çok ailesine yakındır. Birine kendini sormak istiyorsan önce ailenden başla.
Kuzenim şöyle demiş:
‘Ataletsiz, tam anlamıyla eylemsiz, bir şey yapmak isteyen ama bunu sürekli erteleyen yazar.’
Yani insan ne yaparsa yapsın, kendi iradesinin zayıflığını örtbas etmeye çalışırken bir ÅŸeyi unutur. Birisi mutlaka sizin iç dünyanızı bilir. Mutlaka biri çıkar size gerçekleri gösterir… Yazdıklarımı okuyacak insanlara karşı dürüst olmalıyım. İrade yoksunluÄŸu insanlara ait bir özellik olsa da, düzeltilmesi gereken bir unsurdur. Ben de bu eylemsizlik halimi yazarak aşıyorum. Her yazdığım bana bir ÅŸeyler katmakta ve irademi geliÅŸtirmekte. Umarım yazılarımı okuyan da kendinde bir ÅŸeyler bulur ve kendi iradesinin geliÅŸimine katkıda bulunur…
Tuncay Ünaydın

