2012’de Kıyamet Kopmazsa Maya’ları Öpücem?!

2012'de Kıyamet Kopmazsa Maya'ları Öpücem?!2012 adlı filmi seyredesim yoktu. Ama can sıkıntısı, uykunun bir türlü gelmeyişi ve içimde biriken sıkılganlık, vakit öldürme arzusuyla birleşince seyredeyim bari dedim. He bu arada filmi seyretmeden önce görsel ve yazılı medyada konuyla ilgili birçok haber, köşe yazısı ve ıvır zıvır okudum herkes gibi. Merak ettim nedir abicim bu mayaların olayı diye. Sonra araştırdım internetten işin aslını. Cahil cühela bi adam değilim. Açıkçası bu haberleri ve filmi görene kadar hiçte merak etmedim, mayaları moyaları. Size diğer entel danteller gibi; “arkadaş 89 yılından yani 6 yaşımdan beri biliyorum lan ben kıyametin kopacağını köylüler, sizin gibi sinemadan, gazeteden görmedik” triplerine girmedim.

Daha önceden bilmiyordum, kıçında donu bile olmayan bu milletin dünyanın sonu hakkında kehanette bulunduğunu. Yazıyı okuyan arkadaş, sakın onlar dünyanın en gelişmiş toplumu falan diyip çıkışma biliyoruz. Bizimde evimizde ttnet var, bizde internetin search kısmına Maya uygarlığı yazabiliyoruz. Ama bu resme ne diyeceksin. Bu mu uygarlık? Yemişim böyle teknolojiyi.

Neyse filmi izledim. Her Amerikan filminde olduğu gibi boşanan bir karı-koca. Kocanın bi yeteneği var (genelde müzisyen, yazar, şair… Bu filmdeki gavatımız, pardon yoksa kahramanımız mı demeliydim? Yazar.) ama bu yeteneği hiç keşfedilmemiş, filmin son dakikasında voleyi vurup, köşeyi dönecek diğer filmlerde olduğu gibi. İki tane pırlanta gibi evlat var. Biri kız biri erkek %90. Kadın sevgili yapmış, adam sap. (kadınların sevgilisi genelde doktor, avukat veya yönetici, bu filmdeki kahramanımız doktor.) Çocuklar üvey baba adayına hayran ama kendi babalarını da seviyorlar. Nedense çocukların babaları her defasında ya çocuklarına verdikleri sözleri tutamıyorlar ya geç kalıyorlar ya da bi komploya kurban gidiyorlar. Bu filmdeki geç kaldı. İki adam da affedersiniz gavat. Arkadaş bu nedir ya? Filmin sonunda hep mi boşanan çift tekrar mutluluğu bulur.

Eee!!! doktor, avukat, savcı güruhundan olan adamlar neci filmde. Madem bunlar barışacak neden araya bi tane daha adam koyuyorsun yönetmen arkadaş. Neden bu adamların gururuyla oynuyorsun. Bu adamlar hep kendilerinin bir ailesi olmasını istemediler mi? Neden başkasının ailesine kaynak yaptırıyorsun bu adamları.

Biz de duygusal milletiz ya; hemen kaynakçı diye tabir ettiğimiz, zor bir çocukluk geçirip, zor zar okuyup, dişiyle tırnağıyla yükselip parayı vuran bu adamlara, milletin ailesini bozuyor, karısına kızını yoldan çıkarıyor diye gıcık olup, kızıyoruz. Hiç düşünmüyoruz o abimizin içinde kopan fırtınaları, hiç görmüyoruz hatta görmemezlikten geliyoruz o adamcağızın verdiği bizi gıcık eden mücadeleyi.

Neyse konumuza tekrar geri dönelim. Şimdi Mayalar kıyamet 2012’de kopacak ve taş üstünde taş kalmayacak falan demişler. Bazı sözüm ona bilim adamları da, bakın gördünüz mü küresel ısınıyoruz, bakın gördünüz mü buzullar eriyor, bakın gördünüz mü denizler çekiliyor falan, veriyor yaygarayı. Bazı sapık bilim adamları ise bakın gördünüz mü diyerek nah çekiyor millete ve ekliyor; “oynuyor mu?” Bende burada bu arkadaşlara katılmadığımı belirtmek için bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. Şimdi bende kendi çapımda laflar hazırladım, sorularım ise şükela. Soruları yanıtlayan ve kafamı rahatlatan arkadaşlara nargile ısmarlıycam.

1)Bu takvimi yazan kişiye arkadaşları; “sen yazabildiğin kadar yaz, sıkılınca haber ver biz de yazarız demiş olamazlar mı? Bu işi bu arkadaşa kilitlemiş olamazlar mı? Bu eleman 2012’ye kadar yazdıktan sonra, sırası gelen eleman “ne yazıcam arkadaş 2012’ye yüzlerce yıl var, kasmanın bi manası yok, şu güzel imparatorlukta takılalım” demiş olamaz mı?
2)Madem bu takvimi yazdılar, madem kıyamet kopacak neden kendi imparatorluklarının sonunu göremediler?
3)Neden esmer ve minnacık doğan kız bebeciklerine maya ismi konur? Mesela Ek$iSözlük’te “Adı Taylan olanların esmer ve yavşak olması” diye bi başlık var. Böyle bi ırk mı yaratmaya çalışıyoruz kendi kendimize.
4)Meksika acısıyla alakaları var mı?
5)Annem soruyo; Pakmaya bunların mı?

Şimdiden teşekkürler.

Sertaç Girgin