Gamze Öğretmen

Gamze ÖğretmenBir ekim günüydü.
Bu gündü Gamze Öğretmenin hasrete gidiş günü.
Mutluydu, okuldan evine dönüyordu.
Her şey birden bire oldu. Bir ses duydu.
Motorsikleti bir yana kendi bir yana savruldu.
Kalbi tekliyor, nefes alamıyordu.
Anladı, dünya denen diyarı terk ediyordu.
İster kaza deyin ister ecel,
Zamanın durduğu kol saatini duvara asıp da gitti.

Oysa şimdi bir parkta olmalıydı,
Oğlunu salıncakta sallayıp, öğrencileriyle elim sende oynamalıydı.
Olmadı…
Artık küçücük çocukların kocaman yüreklerinde yaşamalıyım deyip
Adını bir parka bırakıp da gitti.

Bir ekim günüydü.
Herkes toprağa bir şeyler ekti.
Kimi arpa, buğday ekti; kimi papatyalar, güller dikti.
O kısa ömrünü bir mezar taşına kazıyıp
Bedenini toprağa ekip de gitti.

Öğretmendi, sorular sorar cevaplar alırdı.
Son sorusunun cevabı var mıydı?
Kalana mı zor gidene mi zor deyip
Cevapsız bir soruyu bırakıp da gitti.
Cevap belki Safi’nin mısralarındaydı.

Ayrılmak ne kadar zormuş sımsıcak yuvadan
Dünyadan gider ayak öptüğü yanaklarınızdan
Yüreğime hasret denen kor düştü deyip de gitti.

Aşkını, sevdasını eşine
Özlemini, hasretini Uras’ı, biriciğine
Hiç dinmeyecek göz yaşlarını annesine
Yarım kalan hayallerini abisine
Bakalım buna nasıl dayanacağız diyen babasına da sabrını bırakıp
Elveda ailem elbet bir gün buluşacağız deyip de gitti…

Hamit Bilgin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EnginDergi Tüm Hakları Saklıdır. 2008 - 2022