Gezi Parkı

Gezi ParkıHükümetin İstanbul, Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında Gezi Parkı’nın yıkılması girişimi nedeniyle meydana gelen toplumsal direniş sonrasında, toplumu korumakla görevli kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanarak vatandaşa zarar vermesini kınıyor ve hükümetin böylesi bir toplumsal tepkiyi dikkate alması gerektiğini düşünüyorum.

Gezi Parkı direnişiyle başlayıp bir park hakkında olmanın çok ötesine geçip demokrasi savunuculuğuna dönüşen eylemlerde, provokasyonlara gelmeyip, hükümetin faşizan tutumuna karşı tepkimizi maddi hasar vermeden, manevi değerleri gözeterek medeni bir biçimde dile getirelim isterim. Ulusal kanalların yanlı haberlerine de, teyit etmediğiniz asparagas haberlere de lütfen itimat edip paylaşmayın. Kimisi provokatif, kimisi eğlence amaçlı yapıyor bunu, aldanmamak gerek.

Hükümet yanlısı görüşleri de okuyor, onların bakış açısını da anlamaya çalışıyorum. Katılmasam da tüm görüşlere saygı duyuyor ve ‘herkesten’ de aynı yaklaşımı bekliyorum.

Pek sevmediğim ama kendisinin oldukça zeki ve başarılı bir siyasetçi olduğunu düşündüğüm başbakan yardımcısı ılımlı açıklamalar yaparken başbakanın bu diktatör tutumu sürdürüyor oluşu, gerçekten de çok üzücü!

Herkes beni metanetli ve ılımlı yapımla tanır. Şu durumda ne kadar sakin olunabilir bilmiyorum ama tanık olduğum olaylar karşısında pek mümkün de durmuyor… Göz göre göre orantısız güç kullanımı ve insanlık suçu işlenişine tanık olduk. Haklı protestosunu gerçekleştiren vatandaşın bu zulme maruz kalması, bu denli vicdansız olunuşu ağırıma gidiyor.

Umarım ülkemiz, içerisinde bulunduğumuz bu zorlu süreci en az zararla atlatır ve Gezi Parkı vesilesiyle başlamış olan ve demokrasi arzusu ile yapılan sivil direniş herkes adına olumlu sonuçlar doğurur.

Engin Enginer

Not: Bu ay yazıma Bakış isimli, kısa bir anonim hikaye eklemek istedim.

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına “Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.” demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Birkaç gün sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış “Bak” demiş kocasına “Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?”

“Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim” diye cevap vermiş kocası…

Hayat da böyle değil midir? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve “iyi” olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir.