Masumiyet Kalesi Olabilmek

Masumiyet Kalesi OlabilmekHayatınız nehrin debisinden hızlıysa fark edemeyeceğiniz milyonlarca güzellikler vardır.
İnsanlık desem
Diyeceğiniz tek şey
Öldü.
Öldü.
İnsanlığın mezarı geçen gün örtüldü.

Biliyorum.
İnsanlar içlerindeki çocuksu bakışı kaybetmediler
Gönüllerine karanfil diktiler
İnsanlığa ölmüş süsü verdiler.

Hadi öldü diyelim.
İnsanlık öldü
Bu meretten kimseciklerde kalmadı.

Biraz daha yavaş hareket edin
Göreceksiniz biliyorum.
Gözleriniz takılacak
Çılgınca gülen
Ağlayınca dünyayı üzen
Sevgisini koşulsuzca paylaşan
Bolca sıkıştırmayı ve sıkıştırılmayı seven
An/en’le bitiyor cümle sonları
An’ı yaşamalıyız.

Dün bir arkadaşla tanıştım
O an
İnsanlık ölmedi diyebildim
Ben de bolca satın aldım bu meretten
Nasılsa hepimiz
Öldüğüne inanmıştık
Öyle değil mi?

Otizm
Sevgi yığını
Otizm
Gerçekten gülebilmek
Otizm.

Bir de siz karar verin.

Hadi buyurun
Size insanlığın ölmediğini kanıtlayalım.

Masum insanların kaleleri vardır
Hadi buyuralım bakalım.

Masumiyet Kalesi

İlk başlarda yaklaşmaya korkuyordu ve gözleri ansızın dalıyor uzaklara
Belli ki yapmacık dünyanın zehrinden uzaklaşmaya çalışıyordu
Çabalıyordu en azından.

Bir tutam sevgine yüreğini verecek cinsten onunki
Oysaki kim sevgisini paylaşmayı seviyor.
Kim…
Sakın söylemeyin.
Yanınıza yaklaşınca o zaten biliyor.

Bir ara dalmışım.
Öyle huzur yüklü deniz içindeydim ki
Hayır hayır!!!
Okyanustaydım ucu bucağı mutluluk
Çırpınmıyordum
Korkmuyordum
Gülüyordum sadece
Ve bir anda gözlerine bakarken kendime geldim
Öyle anlam yüklü göz kim de vardı ki
Öyle ucu bucağı mutluluk saflığı.

İlk kez dokundu bana
ilk kez çehresinde anlamadığım bir gülüş vardı
Hoş geldin diyordu “hoş geldin bana”
Gülebildim sadece
Belki de yüzümdeki karışıklıkların en mutlu sebebi oldu o an
Hep gül diyebildim
Hep gül masumiyet kalesi.

Masumiyet Kalesi OlabilmekBir anda canım oluvermişti bile
Gözlerimin tam orta yerinde Gül açıyordu
Gül dedim
“Sıkıştır” dedi.
Gözlerimden yüreğime
Şaşırmıştım ne demek istiyordu o an
Bir anda kendimi sarılırken buldum
Kimse bana daha önce o kadar sıcak ve sevgi ile sarılmamıştı
Sayesinde ilk kez sevgiyi hissettim.
Sevinçten ne yapacağını bilmiyordu
Sevdiği şarkıyı söylemeye başladı
Güneş yakmıyordu artık
Sanki her yer bulutlanmıştı
Gölgelerimizin yanakları sevgiden al al olmuştu
Her yer sevgi yığını
Benim ağzım mutluluktan bir karıştan fazla açılmıştı ilk defa
Hep ilkleri yaşadığım bir kız vardı hayatımı uzaktan seyreden
İlk defa senin gibisine rastladım ben
Çok başkasın ve mutsuzluğun ulaşamayacağı tek yerdesin
Bir bilsen…

Gülüyordu gözlerimin bebeği
Elleri narin gözleri deniz deniz
Yüreği mutluluk beşiği
Sıkıştırın sıkıştırın hepiniz.

Güldüm
Güldü kolumu tutarak
Dedim ki
Sen hep gül
Masumiyet kalesi…
Öptü. Sıkıştırarak :) :) :)

***
Ve ben..
İnsanlığı yüreğimde hissettim
Siz insanlar insanlığın gömüldüğüne inandınız ya
O zaman en basitinden
Biz o gün insanlığı mezarından çıkarttık
Dirilttik sizin için
Dirilttik.

Atacığım seni çok seviyorum
Bir tanem diyebileceğim masumlukta biri var gözlerimden içeri…

Beni Atacığım ile tanıştıran Gülbeyaz DİKMEN’e sonsuz teşekkürler.

Özkan Özgürtürk