Ruhunu Rahatlat

Ruhunu RahatlatYazmaya ortaokul yıllarımda başladım. Çok sevdiğim Türkçe öğretmenimin tavsiyesi üzerine bir günlük edindim. Düzenli olarak yazdım.

Kendimi buluyordum yazdıkça. Anlatmaya çekindiğim duygularımı aktarıyordum. Kimi zaman öfkelerimin, kimi zaman sevinçlerimin izdüşümü oluyordu günlüğümdeki satırlar. Hala saklarım. Okudukça gülümserim. Yazmak konusunda, gördüğüm her yazarla konuşurum ve hepsinin ortak söylemi şudur: “Yazdıkça yazılarındaki gelişimi çok net göreceksin”. Doğru da.

O dönemlerde düzenli olarak yazdığım için gelişimi fark etmek mümkündü gerçekten. O dönemlerde diyorum çünkü liseden sonra düzenli olarak yazmayı bıraktım. Ama tamamen bırakmadım hiç. Kendimi en iyi yazarak ifade ediyorum çünkü. Hatta anladım ki  konuşmayı beceremiyorum. Annemle kavga etmişsem, ertesi gün cüzdanında bir not kağıdı bulacağını bilirdi o da. Babam kızdırmışsa beni, sabah masanın üzerinde bir mektupla karşılaşması kaçınılmazdı. Bilmiyorum başka türlü kendimi ifade etmeyi ben.

Çok ilerde yazar olmayı istiyorum. Ama bunun için çok okumak gerektiğini ve yazar olmanın en önemli şartının birikim olduğunu düşünenlerdenim. Boş sözlerle dolu kitaplar yayımlamak kolay yoksa.. Fakat sözde yazar olmak değil amacım.

Yazmaktan korkmayın. Aklınıza yazmaya değer bir şey geldi mi, elinize ne geçiyorsa o an yazın mutlaka. Bir gazete parçası, avucunuzun içi, telefonunuzun mesaj sayfası vs. Unutulur yoksa. Benim çoktur öyle kağıt parçacıklarım. Hiç unutmuyorum, bir gece Ankara’ya giderken otobüsün loş ışığında, içimde biriktirdiklerimi öyle bir hırsla döktüm ki kağıda, gözlerimin ağrıması bile alıkoymadı beni yazma eyleminden. Yazmanın verdiği derin huzur ve rahatlıkla devam ettim yolculuğumun geri kalan kısmına. İlla derin cümleler, süslü kelimeler seçmek zorunda değilsiniz. Basit bir cümleyle başlayın. Okudukça, değerli yazarları takip ettikçe ve yazmayı sürdürdükçe kendiliğinden gelecektir süsleme ve üslup. Yazmayı bu kadar seven biri olarak ben de bir üslup belirleyebilmiş ve hatta kendimi yeteri kadar geliştirebilmiş değilim. Devrik cümleleri sık kullanırım. Kendimle ilgili en önemli tespitim bu.

Umarım bir gün üslubu ve söyleyecek sözü olan bir yazar olmayı başarırım…

Saadet Erdoğan