Yalpantılı Düşünceler

Yalpantılı DüşüncelerKimsenin olmadığı bir yere yolluyorum düşlerimi.
Başka bir ırkın yaşam sürdüğü topraklarda,
Akıntıya bıraktım gözyaşlarımı…
Geceye hükmünü ilan edenler kazanmış mıdır gerçekten zamanı?
Bu düzene ait olanlar bir başka düzenin içinde kaybolanların gördüğü düşler belki de..
Eksiltili ve çürük kokan bu düşünceleri açıklamanın başka bir yolu kalmadı çünkü artık.

Sarıldım, sıktım boğazını kederlerimin, ellerim titredi.
Nefesim kaybolup yitti.
Ben yalanım, sen zor.
Değildi ki bu beden benim.
Bir sineğin cılız bacağı gibi emanetti sesim.
Bu sebepten belki, hıçkırık tutmuş gibi yalpalayarak koştum kendime…
Belki de nefesimin yarattığı boşluktu içime çektiğim zaman.

Bağlayabilir miydi bizi birbirimize kelimeler?
Bizler uydurmuştuk hepsini ve yüklemiştik üzerlerine kılıksız anlamları.
Dalgaları kesen kayalar dillerimizi de alıp götürse bir gün,
Nasıl koşardı cümlelerimiz bir ağızdan diğerine?
Yoksa gözlerimiz miydi bağlayan bizleri?
Uzak veya yakın olmak değil de görebildikçe mi kuvvetlenirdi her şey?
Kayaları oyan rüzgar bir gün gelip götürse gözlerimizi,
Nasıl bakardık birbirimize?
Yoksa hepsinden başka bir şey miydi?
Ne olursa olsun inanmaktı belki de sadece.

Koynumuzda uyuttuk biz anıları, damlattık içimize.
Baktım ve gördüm ki bir damla darılmış göğe,
Düşememiş yere.
Bir gerçek dağılmış diye, olan olmuş işte.

Gizem Ünsel