Yaşamın Kalbi Ankara

Yaşamın Kalbi AnkaraYine Ankara’nın müthiş soğuğunda uyandım bu sabah (sevdiklerim aklıma düştü, içimi ısıttı bir anlık durum). Yataktan kalkarken hissettim o esintiyi. Yorganımı çektim boyumca. Her ne kadar beş dakika sonrasında kalkmam gerektiğini bilsem de gözlerimi biraz daha kapatmak huzur verdi bana…

Perdemi açtım. Baktım ki yağmur bulutları… Yine onlar ah dedim içimden, giyecektik yine paltoları, çekecektik botları…

Yüzümü yıkadım. O soğukluk birden uyandırdı beni.

Çıktık yine Ankara sokaklarına… Şöyle bir baktım etrafıma… Koşuşturanlar, okula geciken öğrenciler, işlerine geç kalan işçiler, emekçiler, para kazanmak için sabahın bir vakti tezgâh açmış satıcılar, simitçiler… Ve daha nice insan.

***

Otobüs bekleyen telaşlı insan topluluğu, hep incelemişimdir, her o durak da beklediğimde… Ya gözü yolda takılı kalır otobüs bekleyenlerin… Ya da şu kişiler göze çarpar: Otobüs gelir, arkada da boş bir tane daha gelir ama sıkışmak umurunda olmayan bizim insanlarımızın hiç niyeti olmaz arkadaki araca geçmeye… Kapıda sıkışır yine biner o otobüse…

Ayakta olanlar yolu izler(çok nadirdir bu) ya da birbirlerini. İnsanları baştan ayağa süzerler. Ya da sıkış sıkış olan otobüste “ağabey be biraz yürü orta tamamen boş” diye konuşmalar yaşanır. Oysaki orta da ilerleyecek yer yoktur, bu hep böyle olmuştur.

Çoğunun gözü kapalı, durağı kaçırır. Birçoğu müzik dinler, etrafı seyreder.

Oturanlar da (azı bunu yapar) kime yer versem diye bakar. Kimi için önemi yoktur yer vermenin… Engelli, hamile veya yaşlı olması ve bu kişilerin ayakta olmasının önemi yoktur; oturmasına devam eder bu şahıslar.

Gideceği yere yaklaşan kişi ikaz düğmesine basmak için bir önceki duraktan kalkar ayağa, basar düğmeye. Ardından yine o durakta inecek kişi basar o düğmeye, hem de bazen olur bu 4 5 6 kez, arkasındaki de devam eder basmaya.

***

Sakarya Caddesi, Güvenpark, Kumrular, Tunalı, Çankaya, Bahçelievler, Beştepe… Ankara’nın toprağı kimine göre altın kimine göre de çamurdan ibaret. Kim ne derse desin, yaşadığımız yer Ankara!

Kimine göre sert şiveyle kaba insanlar, kimine göre kibar hareketleriyle ve konuşmalarıyla nazik insanlar… Bilinmez bir Ankaralının içinde yatan şey… Bilinmez…

“Ben Ankara’yı sevmem” dediği an, aslında ne kadar da fazla sevdiğini kimse bilemez.

Ankaramıza yazık etmeyin. Delip, çukur açıp bırakmayın. Karanfil, meşrutiyet vs. güzelleştireceğiz diyerek kazıp, delip deşmeyin. Ya güzel olsun örnek Ankara ya da bırakın kalsın eski Ankara…

Atamızdan yadigârdır bize başkentimiz Ankara… Anıtkabirimiz, caddelerimiz, meclisimiz, siyasi kalbin attığı başkent Ankara.

Biz Ankara’da yaşıyoruz. Ankara da yaşıyorsak Ankara’yı yaşatmamıza izin verin sayın yetkililer! Bizim paramızı cebimizden alarak olmaz… Ya tam güzelleştirin Ankara’yı cebimize dokunmadan ya da bırakın Ankara bize kalsın!

Sema Kahveci