Sertaç Girgin

2.575 görüntülenme

Sertaç Girginyazıları…

7 haziran. Yaz ayı tabi. Hava sıcak, eriğe dalan çocuklar, Çingenelerle maç yapıp, galip geldikten sonra, Çingeneler tarafından ağzı burnu kırılan mahallenin çocuklarının olduğu, komşularının birbirlerinin evlerinde gördükleri eşyalarının aynısını alıp sidik yarıştırdığı, çocuklarını en iyi yerden giydirip, altının en kalını ve pahalısını takıp, kocasını 6 gün aynı kıyafetle işe gönderen kadınların olduğu bir mahallede doğdum.

Çarşıda bulunan bir ilköğretim okulunun, 2nci katında yer alan sınıfının, cam kenarındaki kümesinin, 5 kız 1 erkekten oluşan elemanlarından malumunuz sap olanıydım. Anlaşılacağı gibi kümede en büyük sorumluluk benimdi. Bir çiçeği güzelleştiren yapraklarıdır ancak çiçeği ayakta tutan ise sapıdır. İşte ben buradaki saptım.

Daha sonra ortaokul. O da iyi di be. Erkeğin kumaş pantolon, gömlek, kravat ve ceketle imtihanı başlamıştı. Yeni yeni aşık olmalar, kız arkadaşa kantinden albeni ısmarlayıp, yan yana okul bahçesinde yürürken, sivilceli suratlardan yükselen ooooo sesleri falan.

Lise macerası ise daha farklıydı. Ortaokulun bir level üstüydü. Ön sırada oturan kızın arkasını dönüp gülmesiyle, içten söylenen “bu bana kesik” , bi arkadaşın “Tülay ne kadar hoş değil mi?” diye sormasının ardından verilen “ayıp birader, yengen” cevabı. Ne kadar öküzmüşüz Allah’ım.

Üniversite, askerlik, iş güç derken şimdi ENGİNDERGİ yeni bir dönüm oldu benim için. Ekşi sözlükten sonra yazdığım bi platform daha oldu. Diğer yazar arkadaşlara ve Engin kardeşime şimdiden başarılar diliyor ve kalemlerine sağlık diyorum. Hee bu arada; ben de diğer arkadaşlar gibi iki sofistike yazı attırayım da tam olsun…

Ben=Obsesif+kompulsif+muvafakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine.